Eve biraz yeşil eklemek doğayla bağ kurmanın en kolay yollarından biri. Ancak doğayı içeri taşımak yalnızca salonun köşesine birkaç saksı yerleştirmekten ibaret değil. Gün ışığı, ahşabın dokusu, taşın serinliği, ketenin görünümü ve hatta mutfaktaki taze otların kokusu da bu hissin bir parçası olabilir.
Üstelik bütün evi yenilemek gerekmiyor. Doğru seçilmiş birkaç malzeme ve küçük bir yerleşim değişikliğiyle daha sakin, rahat ve yaşayan bir atmosfer oluşturabilirsiniz. İşte bitkilerin ötesine geçen sekiz uygulanabilir fikir.
1. Gün Işığının Önünü Açın

Doğal bir ev hissi oluşturmanın ilk adımı, odadaki gün ışığını mümkün olduğunca iyi kullanmaktır. Pencere önüne yerleştirilen yüksek ve hacimli mobilyalar ışığın odaya yayılmasını engelleyebilir. Koltuk, konsol veya kitaplıkların yerini değiştirerek işe başlayabilirsiniz.
Kalın perdeleri her zaman tamamen kaldırmak gerekmez. Gündüzleri ışığı süzen keten görünümlü ince bir perde, akşamları ise mahremiyet sağlayan ikinci bir katman kullanılabilir. Aynaları pencerenin tam karşısına ya da çaprazına yerleştirmek de ışığın odanın daha karanlık bölümlerine ulaşmasına yardımcı olur.
2. Gerçek Dokulara Yer Verin

Ahşap, taş, keten, yün, hasır ve seramik gibi malzemeler bir mekâna yalnızca renk değil, dokunma hissi de kazandırır. Her yüzeyin kusursuz ve parlak olması yerine damarları görünen ahşap, mat taş ve elde şekillendirilmiş seramikler daha doğal bir görünüm yaratır.
Bunu büyük bir tadilata dönüştürmeden uygulayabilirsiniz. Masif ahşap bir sehpa, keten yastık kılıfları, jüt bir halı veya traverten bir yan sehpa tek başına bile odanın havasını değiştirebilir. Aynı alanda çok fazla farklı malzeme kullanmak yerine iki ya da üç dokuyu tekrar etmek daha dengeli sonuç verir.
3. Bitkileri Dekor Değil, Canlı Olarak Düşünün

Bitkileri yalnızca boş köşeleri doldurmak için seçmek çoğu zaman hem görüntüyü hem de bitkinin sağlığını olumsuz etkiler. Önce evin hangi bölümünün ne kadar ışık aldığını gözlemleyin. Ardından bitkiyi görüntüsüne göre değil, o koşullarda yaşayabilmesine göre seçin.
Her rafı küçük saksılarla doldurmak zorunda değilsiniz. Pencereye yakın tek bir büyük bitki, dağınık şekilde yerleştirilmiş çok sayıda küçük bitkiden daha güçlü bir etki yaratabilir. Mutfakta kullanılan fesleğen, nane ve biberiye gibi otlar ise hem kullanışlı hem de canlı bir detaydır.
4. Renkleri Topraktan ve Taştan Seçin

Doğadan ilham alan bir palet yalnızca yeşil ve kahverengiden oluşmaz. Kil tonları, kum beji, kırık beyaz, zeytin yeşili, taş grisi ve soluk mavi birlikte kullanıldığında sakin ama tekdüze olmayan bir görünüm oluşur.
Duvar rengini değiştirmek istemiyorsanız bu tonları perde, halı, yatak örtüsü ve seramiklerde kullanabilirsiniz. Renklerin hepsini aynı oranda dağıtmak yerine bir ana ton seçin, ikinci rengi tekstillerde tekrarlayın ve daha koyu tonu küçük vurgular için saklayın.
5. Keskin Çizgileri Organik Formlarla Yumuşatın

Evlerde duvarlar, kapılar ve dolaplar zaten çok sayıda düz çizgi oluşturur. Yuvarlak bir sehpa, kavisli bir koltuk, kemerli bir ayna veya düzensiz biçimli bir seramik vazo bu sertliği azaltabilir.
Bütün mobilyaları kıvrımlı modellerle değiştirmek gereksizdir. Bir odada iki organik form çoğu zaman yeterlidir. Örneğin dikdörtgen bir koltuğu yuvarlak sehpa ve oval bir halıyla dengeleyebilirsiniz. Böylece mekân daha rahat görünürken yerleşim de karmaşıklaşmaz.
6. Dokunma Hissini Katmanlayın

Doğal bir atmosfer yalnızca uzaktan bakıldığında güzel görünen eşyalardan oluşmaz. Oturduğunuz koltuğun kumaşı, ayağınızın altındaki halı ve elinize aldığınız kupanın yüzeyi de mekânı nasıl algıladığınızı etkiler.
Pürüzlü ve yumuşak yüzeyleri bir arada kullanmayı deneyin. Keten perdeyle yün bir örtü, jüt halıyla pürüzsüz ahşap, mat seramikle cilasız taş iyi bir denge kurabilir. Aynı renkte farklı dokular kullanmak, özellikle sade odalara derinlik kazandırır.
7. Koku ve Sesi de Dekorasyonun Parçası Yapın

Bir evin doğal hissettirmesi yalnızca gördüklerimizle ilgili değildir. Mutfaktaki taze otlar, limon kabuğu, doğal balmumu mumlar veya hafif ahşap kokuları mekânın havasını tamamlayabilir. Burada amaç yoğun bir parfüm yaratmak değil, temiz ve tanıdık kokular kullanmaktır.
Ses konusunda da benzer bir yaklaşım işe yarar. Boş duvarlar ve sert zeminler yankıyı artırıyorsa perde, halı ve kumaş kaplı mobilyalar ortamı yumuşatabilir. Pencereyi kısa süre açıp dışarıdaki doğal sesleri içeri almak bile evin gün içindeki ritmini değiştirir.
8. Kusursuz Takımlar Yerine Hikâyesi Olan Parçalar Seçin

Doğada hiçbir yüzey birbirinin tamamen aynısı değildir. Bu nedenle her mobilyanın aynı seriden geldiği kusursuz takımlar yerine zaman içinde bir araya gelmiş parçalar daha samimi görünebilir. Eskimiş ahşap bir dolap, el yapımı bir kâse veya küçük bir taş obje mekâna karakter kazandırır.
Eski eşya kullanmak, evi bütünüyle nostaljik bir tarza dönüştürmek anlamına gelmez. Modern bir koltuğun yanında tek bir eski sehpa ya da sade bir konsolun üzerinde el yapımı seramikler yeterlidir. Önemli olan parçaların pahalı olması değil, malzemesinin ve görünümünün size gerçek gelmesidir.
Küçük Bir Değişiklikle Başlayın
Doğayı eve taşımak için büyük bir alışveriş listesine ihtiyaç yok. Önce en çok vakit geçirdiğiniz odaya bakın. Işık mı yetersiz, yüzeyler mi fazla tekdüze, yoksa oda kişiliksiz mi görünüyor? Eksik olan katmanı belirledikten sonra yalnızca bir değişiklik yapın.
Pencerenin önünü açmak, plastik bir aksesuarı ahşapla değiştirmek veya sevdiğiniz tek bir bitkiye doğru yeri vermek iyi bir başlangıç olabilir. Doğal görünen evler bir günde kurulmaz. Zamanla seçilmiş, kullanılan ve yaş alan parçalarla oluşur.